Türkiye’de Enerji Üretim ve Tüketimi

Türkiye’de Enerji Üretim ve Tüketimi

Cumhuriyet öncesi dönemde enerji üretimi ve tüketimi oldukça sınırlı düzeyde seyretmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında enerji, sanayiden çok ısıtma amacıyla konutlarda kullanılmış, aydınlatma için ise gazyağı tüketilmiştir.

1933-1942 dönemi için hazırlanan 1. Ve 2. Beş yıllık sanayi planlarında enerjiyle ilgili olarak üretimi artırmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve döviz tasarrufu amaç olarak benimsenmiştir. Bu dönemde kömür üreten yabancı Şirketler millileştirilmiş ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA), Elektrik işleri Etüd İdaresi, Etibank ve Petrol Ofisi kurulmuştur. O dönemde MTA tarafından ilk kez, 1940 yılında Raman‟da petrol bulunmuştur.

1950-1960 döneminde altyapı girişimleri hız kazanmış, hidrolik ve termik santrallerin kurulması planlanmıştır. Enerji üretimi ve tüketimi sanayileşmeye ve ekonomik büyümeye bağlı olarak arttırılmış, bu dönemde sanayi kesiminde enerji tüketimi de giderek artmıştır. Devlet Su işleri (DSİ), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), başbakanlık Atom Enerjisi Kurumu, Türkiye Kömür işletmeleri(TKi) bu dönemde kurulmuştur. Sarıyar, Seyhan, Kemer, Göksu hidrolik santralleri 1956 ve 1959 yıllarında, Tunçbilek ve Soma termik santralleri de 1956 ve 1957 yıllarında kurularak üretime geçmiştir.

1963 yılında planlı kalkınma dönemine geçilen Türkiye’de 1. (1963-1967) ve 2. (1968-1972) beş yıllık kalkınma planlarında hidrolik enerji kaynaklarına gereken ağırlığın verilmesi ve elektrik tesislerinin verimli bir Şekilde işletilmesi esas alınmış ve 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu kurulmuştur. 3. Beş yıllık planda (1973-77) ise, enerji konusunda devletçi görüş benimsenmiş, ihtiyaç duyulan elektrik enerjisinin sürekli ve etkin bir biçimde elde edilebilmesi yolunda TEK‟in çalışmaları hızlandırılmıştır.

3. Beş yıllık kalkınma döneminde Keban (1974) hidrolik santrali ile Seyitömer (1973), Hopa (1973) ve Aliağa (1975) termik santralleri devreye girmiştir.

4. Beş yıllık kalkınma planında, dönem sonuna değin toplam enerji tüketiminin yüzde 53‟ünün birincil enerji kaynaklarından üretilecek enerji ile karşılanacağı belirtilmiştir. Planlı dönemler boyunca toplam enerji üretimi artış hızı giderek azalırken, tüketim hızı artmıştır. 1977 yılı sonunda enerji talebinin ancak yarısı ulusal kaynaklardan üretilen enerji ürünleri ile karşılanabilmiştir. Yapılan yatırımın maliyeti karşılama süresi diğer yatırımlara oranla daha uzun olan ve yoğun sermaye gerektiren enerji yatırımları daha çok devlet eli ile gerçekleştirilmiş, özel kesimin payı oldukça sınırlı kalmıştır.

TPAO ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, 1990-2000 yılları arasında yerli birincil enerji üretimi % 9,8 artarak, 25,1Mtep (milyon ton eşdeğer petrol)‟den 27,6Mtep‟e ulaşmıştır. 1990 yılında toplam birincil enerji üretiminin sadece %0,7‟sini oluşturan doğal gaz üretimi Trakya bölgesindeki Sevindik-1 ve Göçerler-1 gibi doğal gaz keşiflerinin de etkisi ile toplam üretimin %2,3‟üne yükselmiştir. Yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‟nın verilerine göre 2007 yılı toplam enerji tüketimi 96,736 Mtep olarak gerçekleşmiş, bunun % 84‟ü ithalat yoluyla karşılanmıştır. Kişi başına Enerji Tüketimi 1.525 kwh/k, kişi başına Elektrik Tüketimi Net:2168 kwh/k. Brüt:2692 kwh/k. Olmuştur. Fosil yakıt kaynağı temininde dışarıya bağımlı olan Türkiye, yenilenebilir enerji kullanımı bakımından bir çok gelişmiş ülkeye göre oldukça iyi bir yerdedir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‟nın verilerine göre Türkiye‟de üretilen birincil enerji kaynakları arasında en büyük payı kömür almaktadır. Linyite dayalı termik santrallerimizin kurulu gücü 6.549 MW olup bu güç toplam kurulu gücümüzün %28‟ine karşılık gelmektedir. Türkiye‟nin 2007 yılı sonu itibariyle üretilebilir doğal gaz rezervi 7,4 milyar m3, petrolde yerli kaynak potansiyelimiz ise 6,72 milyar varildir.

Avrupa Birliği Komisyonu, Yenilenebilir Enerji Beyaz Sayfa 1997/ref.3/‟de7, AB ülkelerinde toplam enerji tüketimi içerisinde yenilenebilir enerjinin payını, 2010 yılına kadar % 6 dan % 12‟ye çıkarma hedefini koymuştur.

Bu hedefin hızla büyüyen biyokütle sektörü sayesinde tutturulabileceği tahmin edilmektedir. Türkiye, sadece endüstriyel olarak değerlendirilemeyen orman içi artıklarını enerji üretiminde kullanmak suretiyle, enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payını AB‟nin hedefi olan %12‟nin üzerine çıkarabilme kapasitesine sahiptir

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ